Ana menü:
Lazer peelingini herkese uygulamak mümkün değildir. Lazer harici, dermabrazyon veya kimyasal soyma gibi alternatif deriyi yeniden yüzeylendirme tedavileri bazı durumlarda daha iyi bir seçim olabilir. Tüm peeling tedavilerinin prensibi temelde aynıdır. İlk olarak derinin dış tabakaları soyulur. İyileşme sonrası yeni hücreler oluşması ile daha pürüzsüz, genç ve sıkı bir cilt oluşur. Yapılan çalışmalar lazerle tedavi edilen deride oluşan fiziksel değişikliklerin klasik dermabrazyon ve peeling ile temelde aynı olduğunu göstermektedir.
Yüzeysel veya orta derinlikte peeling için lazer epidermise ve papiller dermise sınırlandırılabilir. Daha derin yeniden yüzeylendirme için retiküler dermisin üst tabakaları da uzaklaştırılabilir. Farklı derinlikler, uygun noktaların ve kırışıklıkların tedavisine izin verir.
Koyu tenli hastalarda hangi peeling metodu önerilirse önerilsin, pigmentasyon değişiklikleri riski daha fazladır. Son 12-
Lazer peelingi ile ilişkili riskler: yanıklar veya deride belirgin lekelenmeler oluşabilir. Lazer peelingi aynı zamanda herpes virüs enfeksiyonlarını ve nadiren diğer tip enfeksiyonları alevlendirebilir.
Cilt gençleştirme için kullanılan lazerler, ablatif veya ablatif olmayan iki gruba ayrılabilir.
Ablatif lazerler dokuyu tamamen buharlaştırarak geride artık bırakmazlar. Ablatif grupta daha güçlü ve derin etkileri olan CO2 Lazer ve Erbium YAG lazerler yer alırken non ablatif gruba bir çok lazer veya fototerapi cihazı girebilir. Belli başlı olanları KTP lazer (532nm), pulsed dye lazer (585nm, 595nm), IPL cihazları (515-
CO2 Lazer: Lazer peeling karbondioksit (CO2) lazerler ile kırışık veya hasarlı deri tabakası uzaklaştırılır. En sık göz ve ağız çevresindeki kırışıklıkların azaltılmasında kullanılmaktadır. Ayrıca yüzdeki leke ve izlerin tedavisinde de etkili bir seçenektir. Lazerle tüm yüze veya belli bir bölgeye peeling uygulanabilir. Cerrahi metodlara oranla bu metodun daha az kanama, kızarıklık ve işlem sonrası rahatsızlık gibi yan etkilere neden olduğu bildirilmiştir. CO2 lazer oldukça etkili olsa da iyileşme döneminin uzun sürmesi , enfeksiyon ve iz bırakma riski önemli dezavantajlarıdır. Ancak son yıllarda CO2 lazerlerin atım süreleri çok kısa formlar üretildi ve fraksiyone modeller geliştirildi. Artık günlük yaşamı etkilemeden ço daha az yan etki ile bu lazerler kullanılabilmektedir.
Erbium YAG Lazer: 1990 lı yıllarda yan etkisi daha az olan fototermal yerine fotomekanik etkili olan Erbium Yttrium Aluminum Garnet olarak adlandırılan lazerler geliştirildi. CO2 Lazer ile daha derin izler ve kırışıklarda sonuç alırken Erbium YAG Lazer, orta derceli izler ve kırışıklarda kullanılabilmektedir . İlk geliştirilen Er:YAG lazerlerin soyucu etkisi ve gücü yüzeysel olması nedeniyle yan etkileri azdı ama cilt gençleştirici etkileri de zayıftı. Günümüzde etkisi arttırılmış olan bu cihazlar deri düzlestirilmesi ve kırışıklık tedavisinde CO2 lazerlerden daha az yan etki yapması ve kullanım kolaylığı ile öne çıkmaktadır. Ağrı çok daha azdır iyileşme daha çabuk olur.
Fraksiyonel Erbium YAG veya CO2 lazerler ile ablatif lazerlerin faydalarını risk almadan kullanma şansını sunulmaktadır. Daha yeni bir yöntemdir lazer ışınları parçalı olarak kullanılmakta ciltte sağlam cilt alanları arasında mikro yaralar oluşturarak bunların kollagen ile iyileşmesi sağlanmaktadır. İşlem sonrası hastanın cildinin normale dönmesi için özel bir zamana gerek kalmaz hasta normal yaşantısına devam edebilir.